DEVLET VE SİVİL TOPLUM ORTAKLIĞINDA TÜRKİYE'DE NATURA 2000 AĞININ KURULMASINA DOĞRU PROJESİ

                        

Natura 2000 Alanı nedir?

Avrupa Birliği Kuşları Koruma Yönetmeliği (79/409/EEC) ve Avrupa Birliği Habitatları ve Türleri Koruma Yönetmeliği (92/43/EEC) altında sırasıyla SPA'lerin ve SAC'lerin belirlenmesi gerekmektedir. SPA ve SAC'lerin bütünü Natura 2000 adı verilen uluslararası korunan alanlar ağını oluşturmaktadır. Bu yönetmelik uyarınca AB'ye üye olan her ülke toprakları üzerindeki hayvanlar, bitkiler ve habitatlar açısından uluslararası öneme sahip alanları koruma altına almakla yükümlüdür. Ülkemiz AB üyesi olmamasına rağmen, AB ile bütünleşme sürecinde bu yönetmelikler ulusal mevzuatımızla uyumlulaştırılması gereken bir belge olarak ortaya çıkmıştır.  

 “Natura 2000” Avrupa Birliği çatısı altında yürütülen dev bir projeye benzetilebilir. Bu proje çerçevesinde üye ve aday ülkeler kendi sınırları içinde kalan önemli doğal alanları belirlemek ve bu alanların korunması ve sürdürülebilir kullanımı için gerekli önemleri almak konusunda etkili girişimler yürütmelidir. Türkiye’de bu konuda benzer bir girişim, Türkiye’nin de taraf olduğu Bern Sözleşmesi altında başlatılmıştı. Bu çalışma “Emerald Network” veya Türkçesiyle “Zümrüt Ağı” olarak adlandırılmış ve Avrupa Birliği’ne üye olmayan ülkelerde “Natura 2000” korunan alanlar ağının gerçekleştirilmesi için gerekli teknik altyapının oluşturulması hedefine yönelik çalışmalar yürütmüştür. Bu nedenle, “Zümrüt Ağı”nın teknik kriterleri ile “Natura 2000”in teknik kriterleri büyük ölçüde birbirine benzemektedir.

 Neden Natura 2000 Alanları ve STK-Kamu Ortaklığı?

Natura 2000 Alanlarının belirlenmesi ve yönetimi bu alanlarda yaşamını sürdüren yerel kamuoyu üzerinde önemli etkileri olacağından, en başından sivil toplum ve kamu arasındaki işbirliğinin güçlenmesine büyük ihtiyaç olduğu bilinmektedir. Bunun yanında, karşılıklı öğrenme fırsatı yaratan her iki tarafında etkin katılabildiği ve uzun vadeli ve istikrarlı bir işbirliği geliştirebileceği ortamın oluşturulması elzemdir. 2004 yılı, hem Çevre ve Orman Bakanlığı hem de Doğa Derneği’nin AB hazırlık sürecindeki çalışmalarına hız kazandırdığı ve bu yönde ciddi adımların atıldığı bir yıl olmuştur. Çevre ve Orman Bakanlığı ülkemizde AB çevre mevzuatının önemli parçalarını oluşturan Habitat Direktifi ve Kuş Direktifi’nin uygulanması için gerekli politik, hukuki ve teknik kapasitenin geliştirilmesi amacıyla 2004 yılı başında çok kapsamlı bir proje olan “Eşleştirme Projesi”ni Almanya işbirliği ile başlatmıştır. Diğer yandan Doğa Derneği ülkemizde önemli doğa alanlarının sınırlarını belirleme yönünde ilk adım olarak ‘Türkiye’nin Önemli Kuş Alanları 2004 Güncellemesi’ni yayınlamıştır. Bu teknik ve metodolojik açıdan Avrupa Birliği Kuş Direktifi ve Habitat Direktiflerinin standartlarını karşılayabilen ilk çalışma olarak kabul edilebilir.

Devlet ve Sivil Toplum Ortaklığında Türkiye'de Natura 2000 Ağının Kurulmasına Doğru Projesi, 2006

Doğa Derneği, bugüne kadar Türkiye'nin Önemli Doğa Alanları ve Önemli Kuş Alanları'nın belirlenmesi için gerekli pek çok teknik çalışmayı gerçekleştirdi. Önemli Doğa Alanları, Türkiye'nin Natura 2000 alanlarının belirlenme süreci için gerekli bilimsel altyapıyı oluşturma yolunda katkı sağlamaktadır. Öte yandan, Türkiye ve Almanya arasındaki AB Eşleştirme Projesi kapsamında ülkemizde Natura 2000 potansiyel alanları hakkında büyük miktarda veri toplanmıştır. Bu proje kapsamında, Çevre ve Orman Bakanlığı ve Doğa Derneği Türkiye'nin Natura 2000 alanlarının belirlenmesi için gerekli insan kaynağı, deneyim ve veri altyapılarının oluşturulabilmesi için yakın işbirliği içinde çalışmayı öngörmüştür.

 Projenin Ana Hedefleri

1. Türkiye’de sivil toplumun çevreyle ilgili karar alma süreçlerine etkin katılımını sağlamak.

2. AB doğa koruma standartları Türkiye’de etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak. 

3. Türkiye’de Natura 2000 Ağı’nın oluşturulması için sivil toplum ve devlet kurumu paydaşlarının ulusal ve yerel ölçekte birlikte çalışmasını sağlamak.

 Projemizin Çalışma Alanları

Ankara Merkez, Van-Erçek Gölü ve İzmir-Gediz Deltası

 Projenin Hedef Grupları:

Natura 2000 alanlarının belirlenmesinde rol alan ulusal ve yerel karar vericiler, ulusal ve yerel STK'lar, yerel uzman ve akademisyenler, ulusal ve yerel medya ve genel kamuoyu

 Projenin önemli aktiviteleri

(1) Türkiye'nin Önemli Doğa Alanları envanterini hazırlamak ve yayınlamak; bu kapsamda çok ciddi bir bilimsel çalışma ve alan belirleme yaklaşımı kullanıldı. Her bir alan uluslararası kabul gören ve Avrupa Birliği Habitat ve Kuş Direktifleri’nce de öngörülen kriterlere göre değerlendirildi. Alanlar ayrıca geçmişte bilimsel çalışmalara imza atmış uzman kişilerce öncelikleri, değerleri, tehditleri vb değerlendirmelere de yer verilen nihai metinler, tablo, harita ve fotoğraflarla tamamlandı. Bilimsel olarak tamamlanmış ve yayınlanmış olan “Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları” kitabı, 2 cilt olarak ve toplamda 1000 sayfayı aşacak şekilde hazırlandı. Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları özet bilgileri ve haritalarına http://www.dogadernegi.org/index.php?sayfa=17 adresinden ulaşılabilir.      

(2) Natura 2000 alanlarının belirlenmesi, yönetimi - planlanması ve izlenmesi hakkında bir kılavuz yayınlamak ve bir eğitim programı uygulamak; Türkiye’de hâlihazırda Natura 2000 alanı belirleme sürecini gerek bilimsel ve metodolojik ve gerekse hukuki yönlerini planlayacak uzmanların oluşturulabilmesi gerekmektedir. Bu amaçla hazırlanacak olan kılavuz kitap taraflara uygulamalı eğitimler eşliğinde sunulmuş, alan çalışmalarıyla da harita elde etme, N2000 bilgi formlarını birebir uygulama vb becerilerinin kazandırılması yönünde takip çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla Van ve İzmir’de iki eğitim çalışması yapılmıştır. Eğitimle ilgili bilgiler ve fotoğraflar : Resim 1 | Resim2

(3) Ulusal Natura 2000 çalışma grubunu oluşturmak; kapsamında çalışmaların uzun vadede işlerlik kazanabilmesi amacıyla oluşturulacak olan bilimsel nitelikli çalışma grubu eğitim çalışmalarını yönlendirmesi yanında proje sonrası eylem takviminin de oluşturulması yönünde bir çalışmayı gerçekleştirecektir. Ulusal Çalışma Grubu proje süresince toplanmış ve nihai kararlar alarak resmi adımlar için gerekli süreci ve ilkelerini planlamıştır. 

 Natura 2000 Alanları ve Önemli Doğa Alanı Yaklaşımı

Alan koruma, küresel biyoçeşitlilik kaybının azaltılmasında uygulanabilecek en etkili yöntemlerden birisidir. Kendine has biyoçeşitliliğe sahip alanların teşhisi bu yüzden büyük ciddiyet arz etmektedir. Önemli doğa alanı yaklaşımı kaynağını IUCN Kırmızı Liste verilerinden yararlanılarak belirlenen tür koruma hedeflerinden ve bunlarla bütünleşmiş daha geniş ölçekli koruma yaklaşımlarından almıştır. Önemli doğa alanları, alan korumaya ihtiyaç duyan türlerin dağılım ve nüfuslarını esas alan standart, küresel ölçekte uygulanabilir ve eşik değerlerine bağlı somut kriterler vasıtasıyla seçilir. Bu kriterler alan koruma önceliklerini ortaya çıkarırken iki önemli noktaya vurgu yapmaktadır; hassaslık ve benzersizlik. Buna ek olarak bazı nicel eşik değerler de önerilmektedir. Bu değerler, günümüze değin uygulanmış yaklaşımların ve ekolojik teorilerin gözden geçirilmesi ile oluşturulmuştur. Ancak bu eşik değerleri özellikle sucul sistemlerde kapsamlı bir şekilde denenmelidir.

Günümüzdeki insan faaliyetlerinden kaynaklanan bitki ve hayvan türü yok oluşlarının oranı türlerin dünya tarihindeki doğal yok oluş oranından en az bin kat daha yüksektir (Pimm ve ark., 1995). Bu durumda, doğa korumacılar türleri teker teker korumaya yetecek zaman ve kaynaklara sahip değildir ve koruma yatırımlarından en yüksek geri dönüş sağlanmak zorundadır. Geniş ölçekli koruma planı adımları olan eko bölgeler (Olson ve ark., 2001), biyoçeşitlilik sıcak bölgeleri (Myers ve ark., 2001) ve endemik kuş alanları (Stattersfield ve ark., 1998) bu ihtiyaca küresel ölçekte yön veren en etkili araçlardır. Ancak, bu yaklaşımlar detay düzeyindeki koruma hedeflerini belirlememektedir. Stratejik olarak yürütülen alan koruma programları, doğal yaşam alanlarını ve buralara bağımlı canlı türlerinin kaybını azaltarak yok oluşların başlıca nedeninin üstesinden gelebilir (Bruner ve ark., 2001). Bundan dolayı, acilen koruma altına alınması gereken ve küresel açıdan öneme sahip biyoçeşitliliği barındıran alanların belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Halihazırdaki koruma alanlarından sadece küçük bir kısmı sistemli bir biyoçeşitlilik koruma stratejisiyle tasarlanmıştır ve genelde alan korunmasına ihtiyaç duyan canlıların çok azı bu alanlar tarafından kapsanmaktadır (Pressey, 1994). Dünya Koruma Birliği (IUCN, 1993) on bir yıl önce tüm önemli karasal biyomların yüzölçümlerinin en az yüzde 10’unun koruma faaliyetlerine ayrılmasını savunmuştur. Ancak, her ne kadar günümüzdeki korunan alanlar ağı tüm alanların yüzde 11.5’ini de kapsasa da, küresel değerlendirmeler tüm bölgelerdeki (özellikle de Tropik kuşaktaki) korunan alanlarda büyük boşluklar olduğunu ortaya koymaktadır (Brooks ve ark., 2004, Ferrier ve ark., 2004). Söz konusu boşlukları doldurmak için biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik belirgin, ölçülebilir ve tekrar edilebilir alan koruma hedeflerinin oluşturulması gerekmektedir.

Somut koruma değerlendirmesine sarf edilen çabanın büyük bir kısmı bu güne kadar tür seviyesine odaklanmış,  bunun sonucunda da türlerin yok oluş risklerini değerlendirmede kullanılan ve Dünya Koruma Birliği Kırmızı Listesi’ne  (IUCN, 2001) kaynaklık etmiş olan nicel ve eşik değerlerine bağlı kriterler ortaya çıkmıştır. Ancak, biyoçeşitlilik bir bütün olarak korunacaksa, eldeki verilerden yararlanarak tutarlı bir şekilde uygulanabilen ve nicel kriterleri kullanan bir metodolojinin koruma alanlarının seçiminde de kullanılması gerekmektedir. Önemli doğa alanı yaklaşımı metodoloji olarak bu soruna cevap vermeyi hedeflemiştir. Bu yaklaşım Avrupa Birliği’nin Kuşları Koruma Yönetmeliği (79/409/EEC) ve Avrupa Birliği Habitatları ve Türleri Koruma Yönetmeliği (92/43/EEC) altında sırasıyla SPA'lerin ve SAC'lerin belirlenmesinde kullanılan kriterleri sağlamaktadır. Önemli doğa alanı yaklaşımı günümüzde SPA ve SAC olarak adlandırılan ve bütünü Natura 2000 adı verilen uluslararası korunan alanlar ağının uygulanmasında da kriterle açısından örtüşme ve uygulama kolaylığı getirmektedir.

AB SKİP Programı

Devlet ve Sivil Toplum Ortaklığında Türkiye'de Natura 2000 Ağının Kurulmasına Doğru adlı projemiz Avrupa Birliği tarafından finanse edilen “Türkiye’de STK’lar ve Kamu Sektörü Arasında İşbirliğinin Geliştirilmesi ve STK’ların Demokratik Katılım Düzeyinin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında desteklenmektedir. Türk Hükümeti, katılım öncesi stratejisinde sivil toplumun geliştirilmesine öncelik vermektedir. Sivil toplumun karar verme süreçlerine aktif katılım ve kamu ile sivil toplum kuruluşları arasındaki ortaklık, politika oluşturma ve uygulama sürecinin kalitesini artırıcı ve hesap verilebilirliğin ve şeffaflığın geliştirilmesine yönelik bir araç olarak değerlendirilmektedir. Bu konuda yapılan en güncel girişim sivil toplum ile kamu sektörü arasındaki işbirliğinin geliştirilmesine yönelik bir strateji ve eylem planı geliştirerek yaygınlaştırma amacıyla hazırlanan teknik destek birimidir.  Programın diğer bir kısmında Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde STK-Kamu sektörü işbirliğinin güçlendirmeyi amaçlayan pilot projeleri desteklemeye yönelik bir hibe programı yer almaktadır. Program kapsamında; çevre ve doğanın korunması, kadın engelli çocuk vb hassas grupların sosyal katılımı ve fırsat eşitliğinin sağlanması, demokrasi ve insan hakları, iyi yönetişim ve tüketicinin korunması konuları desteklenmiştir.

Hibe programının öncelikleri (1) sivil toplum ile kamu sektörü arasında işbirliği için yapılar ve süreçler oluşturmak ve güçlendirmek, (2) sivil toplum ve kamu sektörü yerel, bölgesel ve ulusal düzeydeki sosyo-ekonomik problemlere ortak çözümler üretmesi ve geliştirmesi yönünde kapasite oluşturmak ve (3) ulusal ve yerel düzeyde ilgili tüm tarafların demokratik katılımının iyileştirilmesi olarak özetlenebilir. Beklenen çıktılar ise:

-         Sivil toplum ve kamu sektörü arasında ortaklık ya da birlikte çalışmaya yönelik bir işbirliği kurulması ve güçlendirilmesi – resmi ya da gayri resmi, geçici ya da kurumsallaşmış yapılar,

-         STK’lar ve kamu sektörü arasında danışma ve bilgi paylaşımı amaçlı iyileştirilmiş mekanizmalar (yöntemler, rehberler, iç düzenlemeler vb.),

-         Karar alma mekanizmasında ve sürecinde STK’ların artan katılımı,

-         Programın konu alanlarında ortak projelerin planlama, yönetim ve uygulaması için kapasite geliştirmek,

-         Programın konu alanlarında işbirliği için ortak (STK-Kamu) taraflarca mutabık kalınmış stratejiler ve girişimler tasarlamak,

-         STK ile kamu sektörü arasında karşılıklı yenilikçi yaklaşım değişimi deneyimleri oluşturmak

-         STK ile kamu sektörü arasında karşılıklı güven ve anlayış ve etkin çalışma ilişkileri kurmak,

-         Sivil toplum kuruluşları arasında yatay işbirliğinin iyileştirilmesi (örnekler ağı oluşturma)

-         Tüm ilgili taraflar arasında ortak platformların ve diğer benzeri işbirliği şekillerinin geliştirilmesi. 

 Ayrıntı Bilgi için:

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü : 0 312 207 50 00 

Doğa Derneği : 0 312 448 05 37

http://www.dogadernegi.org

http://www.deltur.cec.eu.int/

http://europa.eu.int/comm/europeaid/projects/index_en.htm

“Bu yayın Avrupa Birliği desteği ile oluşturulmuştur. Bu yayının içeriklerinin sorumluluğu yalnızca Çevre ve Orman Bakanlığı ve Doğa Derneği'ne aittir. AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.”

Son Güncelleme Tarihi : 29 ARALIK 2006